5. Bölüm ~Köklü Maki~

Şairin dediği gibi “yaş 35 yolun yarısı” doğruysa güngörmüş olmanın da evrensel standartları olmalı. Bu matematikle “benim yol”‘un ortasına pek az yıl kalmış demektir.

Bir Hint atasözü der ki; “hayatınızın ilk 30 senesi alışkanlıklarınızı yaparsınız (edinirsiniz), hayatınızın son 30 senesi alışkanlıklarınız sizi yapar (yaşatır).” Güzel bir söz olmakla beraber, hayatımızın ilk 30 yılı derken 18 yaşına kadar olan kısmı sayabilir miyiz? Rakamlara takılmadan geçmeyeyim, hayatımın son on dört yılının yarısı iyi yarısı kötü geçirdiğimi düşünüyorum. “Anı yakala” zihniyetinden olmayan bir kişi olan ben için bir sonraki hayat muhasebesini kaç yıla bakarak yapacağımı kestirememek de içimi burktu şu an.

Yaşamak bir ağaç gibi ama ne tür? Köklü bir çınar mı, ömrü boyunca bodur kalmaya mahkum bir maki olarak yaşamak mı? Bazen her insanın dünyada yaşarken bir misyonu olduğuna inanırım. Bu cümleye inanmadığım da olur, muallakta bence doğruluk payı. Her iki düşüncede de dünyadaki yerimi konumlandırabilmem bir tür başarı olsa gerek.

Victor Hugo Sefiller’den; “Ölmek bir şey değil, yaşayamamak korkunç.” Yani Türkçesi ölüye bir gün, deliye her gün.

Ö.A.

Advertisements